Sosyal Anksiyete Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Nasıl Geçer?
Sosyal Anksiyete Nedir
Sosyal anksiyete, bireyin başkaları tarafından izlenebileceği veya değerlendirilebileceği durumlarda yaşadığı korku ve kaygıdır. Yeni biriyle tanışmak, sohbet etmek, bir grubun içinde söz almak, başkalarının yanında yemek yemek veya topluluk önünde konuşmak, soyal kaygının yoğun yaşandığı alanlar olabilmektedir.
Birey sosyal ortama girdiğinde dikkatini kendi davranışlarına, sesine, yüz ifadesine veya bedensel tepkilerine yöneltebilir. Çevresindeki insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü anlamaya çalışırken, bakışları, yüz ifadelerini ve konuşmaları kendisine yönelik bir değerlendirme gibi yorumlayabilir.
Sosyal anksiyetenin yoğunluğu bireyden bireye değişir. Bazı bireyler belirli ortamlarda kaygı yaşarken bazı bireylerde bu kaygı sosyal yaşamın farklı alanlarına yayılabilir.
Sosyal Anksiyetenin Belirtileri
Sosyal anksiyete yaşayan birey, başkalarının kendisini olumsuz değerlendireceğini veya davranışlarında bir kusur fark edeceğini düşünebilir. Tuhaf, yetersiz, beceriksiz ya da aşırı gergin görüneceğine ilişkin düşünceler ortaya çıkabilir. Yüzünün kızarmasının, ellerinin titremesinin, terlemesinin veya sesindeki değişimin çevresindekiler tarafından fark edileceğini düşünmesi kaygıyı artırabilir.
Kaygı, sosyal ortama girmeden önce başlayabilir. Birey söyleyeceklerini zihninde tekrar edebilir, konuşma sırasında göz temasını azaltabilir, kısa yanıtlar verebilir veya dikkat çekmemeye çalışabilir. Sosyal ortamın ardından konuşmaları ayrıntılı biçimde gözden geçirebilir ve kendi davranışlarını uzun süre değerlendirebilir. Bu süreç, benzer sosyal durumlarda yaşanan kaygının sürmesine katkıda bulunabilir.
Sosyal Anksiyete ve Sosyal Anksiyete Bozukluğu
Sosyal ortamlarda kaygı yaşamak oldukça yaygındır. Topluluk önünde konuşurken gerilmek, yeni insanlarla tanışırken çekinmek ya da yabancı kişilerle iletişim kurarken tedirgin olmak birçok kişinin yaşayabileceği deneyimler arasındadır. Kaygının yoğunluğu, içinde bulunulan duruma ve kültürel koşullara göre değişebilir.
Sosyal ortamlardaki kaygı geçici olmayıp en az birkaç ay boyunca devam ettiğinde, benzer sosyal durumlar sürekli olarak korku veya kaygı yarattığında ve birey bu durumlardan kaçındığında ya da bu durumlara yoğun kaygıya maruz kaldığında sosyal anksiyete bozukluğu düşünülebilir. Ayırt edici nokta, yaşanan korku ve kaygının kişinin içinde bulunduğu sosyal ve kültürel koşullarda beklenen düzeyi belirgin biçimde aşması ve sosyal yaşam, eğitim, iş, aile ilişkileri veya günlük yaşamın diğer önemli alanlarında belirgin sıkıntıya ya da işlev kaybına yol açmasıdır.
Sosyal Anksiyete Neden Olur?
Sosyal anksiyetenin gelişiminde biyolojik özellikler, mizaç, yaşam deneyimleri ve sosyal çevre birlikte rol oynayabilir. Çocukluk döneminde yeni ortamlara ve tanımadığı insanlara karşı yoğun çekingenlik yaşayan bireylerde sosyal kaygıya yatkınlık görülebilir. Eleştirilme, dışlanma, zorbalık, geçmiş travmalar, küçük düşürücü deneyimler ve sosyal ilişkilerde yaşanan güçlükler de sosyal ortamların tehdit edici algılanmasına katkıda bulunabilir.
Zaman içinde bireyin kendisi ve çevresindeki insanlar hakkındaki düşünceleri kaygının sürmesinde etkili olabilir. Sosyal ortamlardaki beklentilerin çok yüksek olduğunu düşünmek, bu beklentileri karşılamakta zorlanacağını varsaymak ve başkalarının kendisini eleştireceğini öngörmek kaygıyı artırabilir. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak veya dikkat çekmeyi azaltan davranışlara yönelmek kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Bu davranışların sık tekrarlanması, sosyal durumlarla ilgili düşüncelerin güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Bireyin genel kaygı düzeyinin yüksek olması, bu kaygının sosyal ortamlara da yansımasına yol açabilir.
Sosyal Anksiyete Nasıl Geçer?
Sosyal anksiyetenin azalmasında bireyin kaygıyı artıran düşüncelerini ve davranışlarını fark etmesi önemli bir yer tutar. Bireysel terapi sürecinde bilişsel davranışçı yaklaşımlarla birey, sosyal ortamlarda aklından geçen olumsuz tahminleri incelemeyi ve yaşadığı durumu daha gerçekçi biçimde değerlendirmeyi öğrenir. Dikkatini sürekli olarak nasıl göründüğüne veya kaygısının fark edilip edilmediğine vermek yerine konuşmaya, karşısındaki bireye ve bulunduğu ortama yöneltmesi sosyal etkileşime daha rahat katılmasına yardımcı olabilir.
Danışan odaklı bir yaklaşımda, bireyin ihtiyaçları, yaşam deneyimleri ve terapi sürecindeki hedefleri göz önünde bulundurularak farklı psikoterapi yaklaşımlarından yararlanılabilir.
Kaygı uyandıran sosyal durumlara aşamalı biçimde yaklaşmak, bireyin yeni deneyimler kazanmasına yardımcı olabilir. Söyleyeceklerini uzun süre prova etme, davranışlarını sürekli kontrol etme ve dikkat çekmemeye çalışma gibi güvenlik davranışlarının azalması da bu süreci destekleyebilir. Farkındalık ve kabul temelli çalışmalarda birey; düşüncelerini, duygularını ve bedensel tepkilerini yargılamadan gözlemlemeyi, kaygı yükseldiğinde bulunduğu ana yönelmeyi öğrenebilir. Kaygının sosyal yaşamı, eğitimi veya işi belirgin biçimde etkilemesi durumunda bir ruh sağlığı uzmanından destek alınabilir.
Sosyal Anksiyetesi Olan Birine Nasıl Davranmalı?
Sosyal anksiyete yaşayan bir bireye sakin, sıcak ve anlayışlı biçimde yaklaşmak iletişimi kolaylaştırabilir. Konuşması için zaman tanımak, sözünü tamamlamasına alan açmak ve yaşadığı kaygıyı dikkatle dinlemek kendisini daha güvende hissetmesini destekler. Sosyal ortamlarda gösterdiği çabayı fark etmek ve iletişim sırasında sabırlı davranmak da bireyin kendisini daha rahat ifade etmesine yardımcı olabilir.
Sosyal etkinliklere katılma konusunda küçük ve ulaşılabilir adımların desteklenmesi daha sağlıklı bir yaklaşım sunar. Adımların hızını bireyin belirlemesine alan açmak, kendi kararlarını vermesini desteklemek ve deneyim kazanmasına fırsat tanımak önem taşır. Uzman desteğine yönelmek istediğinde yanında olmak ve yardım arama sürecini desteklemek de değerli bir katkı sağlayabilir.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her bireyin hikâyesi, yaşadığı koşullar, kültürel çevresi ve ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle sosyal kaygı da herkes tarafından aynı şekilde yaşanmayabilir. Yaşadığınız güçlükler günlük yaşamınızı etkiliyorsa veya desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek süreci size özgü ve güvenli bir şekilde ele almanıza yardımcı olabilir.
Kaynaklar
- World Health Organization. (2024). Clinical descriptions and diagnostic requirements for ICD-11 mental, behavioural and neurodevelopmental disorders.
- Wolitzky-Taylor, K., & LeBeau, R. (2023). Recent advances in the understanding and psychological treatment of social anxiety disorder. Faculty Reviews, 12, 8. doi: 10.12703/r/12-8.
Profesyonel Destek Alın
Bu konuda daha fazla yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, bir uzmanla görüşmek en doğru adımdır.
İletişime Geçin